Bir dönem emeğin sermayeye dönüştüğü önemli bir üretim merkezi olan Feshane, günümüzde İstanbul’un geçmişi ile çağdaş sanatını buluşturan kamusal bir kültür mekânı olarak ulusal ve uluslararası buluşmaların adresi olmayı sürdürüyor.
Osmanlı’nın ilk sanayi yapılarından biri olan ve yerli dokuma sanayisinin merkezlerinden biri haline gelen Feshane, İBB Miras ekiplerinin 2022 yılında başlattığı kapsamlı restorasyon sürecinin ardından 22 Haziran 2023’te Artİstanbul Feshane adıyla kente yeniden kazandırıldı. Sergi ve etkinlik alanlarının yanı sıra özel koleksiyonlara ev sahipliği yapan Naile Akıncı Kütüphanesi ile bilginin ve sanatın bir araya geldiği çok yönlü bir merkez olarak kentin yaratıcı ruhuna yeni bir soluk getiriyor.
İstanbul’un en büyük kamusal kültür-sanat mekânlarından olan Artİstanbul Feshane, açıldığı günden bu yana nitelikli sergileri ağırlıyor. Açılış sergisi “Ortadan Başlamak”ın ardından “Ben Başka Bir Sen, Sen Başka Bir Ben”, “Ne Senden Rükû Ne Benden Kıyam”, “Bir Koleksiyoner Hikâyesi: Mustafa Taviloğlu” ve “Kayıp Alfabe” başlıklı sergilere de burada ziyarete açıldı.
2024 yılında dünyanın en önemli sanat kurumlarından Tate’i de ağırladı. İBB Kültür ve İBB Miras’ın katkılarıyla ilk kez Türkiye’ye gelen Tate koleksiyonu, “The Dynamic Eye: Beyond Op and Kinetic Art” (“Dinamik Göz: Optik ve Kinetik Sanatın Ötesi”) sergisiyle sanatseverlerle buluştu.
İBB Sanat Koleksiyonlarından özel bir seçkiyi barındıran “Kolektifin Belleği: İBB Koleksiyonları” adlı sergi ise Artİstanbul Feshane’nin dokuzuncu sergisi olarak sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Feyyaz Yaman-Zeynep Çulha küratörlüğünde hazırlanan ve 200 sanatçının 563 eserine ev sahipliği yapan sergi, mekânın belleğine kazındı.
Feshane-i Âmire'nin Kısa Tarihi
Osmanlı Devleti’nde dokuma ve giyim sanayisinin ortaya koyduğu en önemli gelişme Feshane-i Âmire’nin kurulmasıdır. Feshane-iÂmire, Osmanlı Devleti’nde küçük el sanatlarına dayalı, sanayi ve ticaretin kurallarını belirleyen “gedik” düzeninin hâkim olduğu geleneksel üretimden, seri üretimin olduğu fabrika sistemine geçişin önemli bir halkasıdır.
16. yüzyılda Cezayir’in, topraklarına katılmasıyla Osmanlı fes ile tanışmış, 1827 yılında ise askeri bir başlık olarak resmen kabul edilmiştir. 1829 yılında çıkarılan kıyafet düzenlemesi ile Osmanlı toplumunun da resmi kıyafeti olmuştur.
Yeni ordu için fes kullanımına karar verilmesinin ardından fes temini başta Avrupa, Tunus ve Mısır gibi yerlerden ithal edilerek sağlanmışsa da kısa bir süre sonra fes üretimine geçmek için Fes Nezareti kurulmuş ve Kadırga’da Cündi Meydanı’nda bir konak, feshane olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1827-1833 yılları geleneksel üretim teknikleriyle Kadırga’da faaliyet gösteren Feshane, Sultan II. Mahmud’un emriyle 1833 yılında Eyüp Defterdar İskelesi’ndeki Beyhan Sultan Sarayı olarak belirlenen yeni yerine taşınmıştır.
1866 yılında çıkan yangın sonucu buhar makinesi dışında tümüyle yanan fabrika, 1868’de aynı yerde yeniden inşa edilmiştir.
1949 yılında da bir yangın çıkmış; Feshane’nin zarar gören bölümleri ilerleyen yıllarda yeniden yapılmıştır.
1985 yılında İstanbul Belediyesi’ne devredilen Feshane, Haliç çevresinin yeniden düzenlenmesi projesi kapsamında büyük dokuma salonu dışında 1986’da yıktırılmış ve konfeksiyon bölümü Bakırköy Pamuklu Sanayii İşletmesi’ne taşınmıştır. Bu yapı, yıllar içinde çeşitli vakıflara devredilmiş ve çeşitli restorasyon süreçlerinden geçmiştir. 2018 yılına gelindiğinde yine restorasyon projelerinin odağı olan Feshane, İBB Miras tarafından 2022 yılında restorasyona alınarak yeniden işlevlendirilmiş; kısacası kurulduğu tarihten günümüze kadar çeşitli onarım, genişletme ve yeniden inşa edilme işlemleriyle pek çok değişim geçirmiştir.
Çalışmaların ardından “Artİstanbul Feshane” adıyla yeniden kapılarını açan tarihi alan; bugün her yaşa ve her kesime hitap eden çok yönlü kültürel etkinliklerin merkezidir.